zamanlar geçiyor..birdirbir oynuyor sanki..hızlıca atlıyor 1 gün diğer günün üstünden..1saat diğerinden..saniyeleri sayamıyosun bile..sonra birden duruyor hepsi..zaman duruyor..algı duruyor..nefes duruyor..kalp duruyor..işte uzayda olmak böyle bişey dedi..
ben hiç uzaya gitmedim bilemem tabi..ama ya her şey aslında çok fazla hızlandıysa ve senin algılarının dışına çıktıysa..aslında sadece durduğunu sanman en büyük yanılsamaysa..ve senin dışındaki herkes ve her şey gerçekliğin farkındaysa..??
evet bende düşündüm bunu ama inanmak noktasında bir tercihte bulundum..zamanı durdurdum..ben inandım..nolur sende bana inan..
elinden tutuyorum ya..uzay ya da değil..gerçek ya da değil..hızlı ya da değil..umrumda da değil..seni olduğun gbi inançlarınla seviyorum..
3 Eylül 2013 Salı
kalp.
kalbi ısınacak gibi oluyor insanın..karın altında sıcakşarap içmiş gibi oluyor..önce ısıtıyor sonra aslında donduğunu farkedemeyecek kadar sarhoş ediyor..neyin kaygısı neyin korkusu..bu neyin savaşı..
uzun zaman sonra yazmak isteyecek ne vardı..ne hatırlattı..
kalbi korkuyor insanın..içinin sessizliği yüzüne vuruyor..yüzü susuyor..mimiksiz gbi kalakalıyor..sonra ona da gülüp geçiyor..aslında hala derin bir sessizlik hakimken kahkaha atıyor..ne yapacağını nasıl davranacağını bilememenin telaşı olsa gerek bu..ya da bize ta önceleri öğretilen "gül geç konu kapansın"psikolojisi..ben böyle iyiyim dedirtiyor..gül geç buna da..ya da gülüp geçilir her nasılsa..
kalbi unutmuyor insanın..önce yüzlerce defa aynı şarkıyı tekrar ve tekrar dinleyip sonra aylarca dinlememek gibi..ve sonra o şarkı bir yerde çalındığında kulağına, ben bunu biliyorum dermek gibi... sözlerinin çoğu kayıp olsa da en azından nakarattaki bir kaç cümleyi mırıldanırken bulursun ya kendini..sonra yavaş yavaş gelir aklına..ve hatırlarsın..burulur için bir..yine susarsın..içine içine susarsın..demiştim bir yerlerde..her gecen iz bırakır diye..bu izlerle adam olursun diye..artık iz bırakmasın mümkünse..izler insanı bıraksın..bıraksın çeksin gitsin..unutmadıklarından korkmasın artık kalp..korkmaktan yorgun düştü aslında..farketsin.her hücresi, alyuvarları, akyuvarları yorgun..artık iyi olmasın..en azından herkes kadar kötü olsun..ya da emekli olsun..huzurlu olsun..nolur..
oyun oynamaktan bıkıyormuş şu insanın kalbi..nolur uzak durun huzur istiyorum artık diye bağırmak istiyor..çok yoruldum nolur anla demek istiyor..hayal etmek istiyor..büyükmek bu demekse büyümek istemiyorum hiç diyor belkide içten içe..içinde olan sese..kendini bildi bileli aynı o çocuk ses tonuyla içinde konuşan sese..onu terketmeyen ya da terketmediği tek varlığa..oyun arkadaşına..
bazende garipsiyor,yabancılaşıyor kalbi aynı insanın..bir gün bilmeyenin içinden tanıdık biri gelir..sıcaktır,huzur kokar..bir insan başka birinden onu düşünen birkaç cümle duyduğunda bu kadar şaşırmamalı aslında..ki bunun teklifini bile etmemişken..bu kadar garipsememeli..bu kadar mı alıştı acaba sadece kendiyle olmaya..gülüp geçmeye çalıştı konu değişmedi bile..gerçekten önemsiyeni hayatında ilk defa görmenin yabaniliğinde dinledi..şaşkın..şaşkın şaşkın..kalp..insan..sessiz..
uzun zaman sonra yazmak isteyecek ne vardı..ne hatırlattı..
kalbi korkuyor insanın..içinin sessizliği yüzüne vuruyor..yüzü susuyor..mimiksiz gbi kalakalıyor..sonra ona da gülüp geçiyor..aslında hala derin bir sessizlik hakimken kahkaha atıyor..ne yapacağını nasıl davranacağını bilememenin telaşı olsa gerek bu..ya da bize ta önceleri öğretilen "gül geç konu kapansın"psikolojisi..ben böyle iyiyim dedirtiyor..gül geç buna da..ya da gülüp geçilir her nasılsa..
kalbi unutmuyor insanın..önce yüzlerce defa aynı şarkıyı tekrar ve tekrar dinleyip sonra aylarca dinlememek gibi..ve sonra o şarkı bir yerde çalındığında kulağına, ben bunu biliyorum dermek gibi... sözlerinin çoğu kayıp olsa da en azından nakarattaki bir kaç cümleyi mırıldanırken bulursun ya kendini..sonra yavaş yavaş gelir aklına..ve hatırlarsın..burulur için bir..yine susarsın..içine içine susarsın..demiştim bir yerlerde..her gecen iz bırakır diye..bu izlerle adam olursun diye..artık iz bırakmasın mümkünse..izler insanı bıraksın..bıraksın çeksin gitsin..unutmadıklarından korkmasın artık kalp..korkmaktan yorgun düştü aslında..farketsin.her hücresi, alyuvarları, akyuvarları yorgun..artık iyi olmasın..en azından herkes kadar kötü olsun..ya da emekli olsun..huzurlu olsun..nolur..
oyun oynamaktan bıkıyormuş şu insanın kalbi..nolur uzak durun huzur istiyorum artık diye bağırmak istiyor..çok yoruldum nolur anla demek istiyor..hayal etmek istiyor..büyükmek bu demekse büyümek istemiyorum hiç diyor belkide içten içe..içinde olan sese..kendini bildi bileli aynı o çocuk ses tonuyla içinde konuşan sese..onu terketmeyen ya da terketmediği tek varlığa..oyun arkadaşına..
bazende garipsiyor,yabancılaşıyor kalbi aynı insanın..bir gün bilmeyenin içinden tanıdık biri gelir..sıcaktır,huzur kokar..bir insan başka birinden onu düşünen birkaç cümle duyduğunda bu kadar şaşırmamalı aslında..ki bunun teklifini bile etmemişken..bu kadar garipsememeli..bu kadar mı alıştı acaba sadece kendiyle olmaya..gülüp geçmeye çalıştı konu değişmedi bile..gerçekten önemsiyeni hayatında ilk defa görmenin yabaniliğinde dinledi..şaşkın..şaşkın şaşkın..kalp..insan..sessiz..
10 Ekim 2011 Pazartesi
110 numaralı kapıda bekliyor olacağım..
o filmlerden öğrendiklerimiz neydi ki..hani romantik komedi olanlardan..hani şu içinde uçak sahnesi barındıran türden..kızın farklı bir ülkeye/şehre gidecekken erkeğin son anda türlü zorluklarla yetişip kızı gitmekten vazgeçirdiği o meşhur sahne..hayatınızda kaçınız buna yakın bir şey yaşadınız? biz hep kendimizi o kızın yerine koyup inançla bekliyoruz, biri de bizim için güvenlikleri atlatarak peşimizden koşup, gitme desin diye..ve sonsuza kadar mutlu yaşayalım..
tamamen ütopik...en fazla mesaj atarlar telefona..böyle bir mesaj aldıysanız eğer ütopik olana en yakın gerçeklikde duruyorsunuz..
mutlu aşk yoktur..
evet üzülerek söylüyorum ki..ne yazık ki noel baba diye bir şey yok ve hiç bir zaman da gerçek olmadı..
19 Eylül 2011 Pazartesi
nıt
neye, kime, nasıl inanacağını,güveneceğini sorgulamak bile saçmayken, sorgulayabilmenin önem kazandığı zamanlardan yazıyorum sizlere..total güven içgüdüsel bir şey değil aslında, sonradan kazanılan ve öğrenilmesi "gerekli mi?" tartışılan bir yetenek..
tehlikeyi sezdiğin anda kendini korumaya çalışman insan hayvanının(diğer hayvanlarda olduğu gibi) en doğal özelliği aslında...yani bu durumda bi kimsenin/bi şeyin sana zarar vereceğini anladığın anda ,ama bir umut diyip, güvenmek yapılacak en büyük salaklık olarak çıkıyor karşımıza..peki biz ne yapıyoruz??? incindikce bu sefer herşeye 1-0 yenik başlıyoruz..başka bir insan hayvanı benim bir parçamı kopartıp gitmişti, neden bu seferki diğerinden değişik davransındı ki..böyle gittikçe aslında "insan" olandan uzaklaşıyoruz..daha da yalnız..daha da kendimizle kalıyoruz..hatta kendimize güvenimizi bile tarihin içli sayfaları arasında bir yerde bırakıyoruz..
yani özetle sizlere yalnızlığın, kimsesizliğin bir kural olduğu zamanlardan yazıyorum sevgili okur..
28 Aralık 2010 Salı
bir şeyler söylemek geldi içimden..
hayat neydi ki..neyi unuttum..bi yerlerde düşünsel gerçeklik ile somut olan arasında çelişiyorum..yazmaya başladım şimdi ya..dökmem lazım kalbimdeki taşları..o dökülmeyen kaskatı kesilmiş olanları..kaybettiğim bir yanım olabilir..ya da hiç var olmamış olabilir..var olanların varlıklarını bile göremeyecek konumdayım..ben ki belki biraz patavatsızca tüm gerçekleri,tüm duyguları, olanı,yaşadığımı,gördüğümü insanların önüne "ben biliyorsam sır olamaz" mantığıyla seren ben şimdilerde boğazıma düğümlenmişlerle uğraşıyorum..korkudandır diyor içimdeki ses..kaybetme korkusu..hani yalnızlıkla barışıktım..hani atıp tutuodum ona buna sana..hayat zaten yalnız yaşanan bir şey değil miydi..o zaman neden bu korku..haspsolmuşluk hissi..neden terkedilmekten ya da tam tersine terketmekten korkuyorum..neye muhtacım ki..zamanı gelen giderdi..son kullanma tarihi meseleseydi..bazen ölümle bazen 1 saniyede bitebilirdi her ilişki..kolaydı çok..önemli olan kalp kırmamaktı, incitmemekti..üzmemekti..peki ben şimdi neye yanıyorum niye acıyorum..ne terkeden ne de terkedilen mevcut..önceki terkler mi meselem..ölümler belki biraz..gerisi sadece çocuk hikayeleri kadar gerçek...hayat buydu işte..değilmiş..aydınlanmamı tamamlayamamışm..çözemiyorum..neden cümleler bogazımda kalıyor..neden sadece bıraktım gelişine..ölümü beklemek gibi..terginlik yaratmasın bu sende ey okuyan..minimalize de edebilirim bu söylemi..hergün uykuya dalmadan önceki o anı beklemek gibi..
çok huzursuzum..arayışım beklentim isteğim sadece pembe mor rüyalar gibi..bir var olup bir yok olan gibi..içimde birşeyler var..birileri..somut yaşananlar..kurgu düşünceler var..hayatı düşüncesi bile kalbinde çiçekler açacak kadar severken neyin huzursuzluğu bu.. iyi ve beni seven bir ailem, kendi kendime yaşağım bir ilişkim,2.5 dan 3 etmeyen arkadaşlarım var..hayattaki kaygım diğer yaşıtlarım gibi eğlence bile değilken sadece evimken.büyük beklentiler yokken.neyin huzursuzluğu bu..neyin isyanı..bu nasıl bir şımarıklık..değil aslında..
ailemi özlüyorum..vakit gecirecek ne kadar zamanımız kaldığını bile bilmiyorum ama güç gösterisi için uzak duruyorum,üzülmesinler, bilmesinler bu kadar yenik ve yorgun olduğmu..
sevdiğimi düşündüğüm adamı özlüyorum..sadece farklı şehirlerde olmanın özlemi değil..ruhunu özlüyorum..beni ne kadar önemsediğini bile bilmiyorum..şimdilerde bunu düşünmüyorum da..inceldiği yerden kopabilir..belki de kopmuştur..ben kendi kendime yaşıyorum..bırakmışlığım farkındalığım olmadığı anlamına gelmez ki.."bu tavırlar benim canımı acıtıyor aslında..belli etmiyorum belki..ama kalbim acıyor ve sen o kadar kendinlesin ki görmüyorsun..nolur dürüstçe önemsemediğini söyle ve bu oyun olması gerektiği gibi bitsin..çünkü ben yapamıyorum..ben seni öylece içimde var ettm..sen istediğin için değil..kendim için..şimdi kopamıyorum..ilgisizliğin sevgisizliğin ve görmeyişin beni kahrediyor..yine susuyorum...biliyorum zor dönemler geçiriosun ben görüyorum ve hatta seninle yaşıyorum.ama hayatının parçası olmaya çok ama çok uzak bir yerde tutuosun beni.. ve hiçbir oyunun parçası olamayacak kadar yorgunum nolur anla beni ve aç gözlerini..farket benim senin yanı başında durduğumu ya da istemediğini söyle ve git"diyemiyorum..boğazımda düğümleniyor demiştim ya..cümleleri bırak kelimeler çıkmıyor..evet bende iyiyim diyebiliyorum ya da etrafımda dönen hayatla alakalı somut olumsuzluklardan bahsediyorum..ki artık onları da anlatmak istemiyorum..ben yaşarım içimde hem onu hem kendi hayatımı..ilişkiler bitebilir de..bir yenisi her zaman olabilir de..olmayabilir de.arandığı zaman bulunan bir kavram bu..ama kalbe karşı dürüst olmak lazım ki çentik derin olmasın...
2.5 dan 3 eden arkadaşlarımı da özlüyorum..neredeler bilmiyorum ama..kalbimi kalbinin üstüne koyup hissettiklerim onlar..kaç km ötedeler hesaplayamsam da hissediyorum varlıklarını..onlarda kendi hayat mücadelelerinde bi yerde kayıplar..anlayabiliyorum..görebiliyorum..önemli değil..hiç önemli değil..
hayat neydi..ben nerede duruyordum..neden bıraktım..neden bu yorgunluk..huzurum nerede..artık ben güçlüyüm rolünden uzaklaşmaya başlıyorum..yerli yersiz sadece bir tebessüm hakim hayata..psikolojik veya zekasal sorunlarım yok sakın yanlış anlama..ben sadece sen,o, bu,şu kadar yalnızım..aslında barışık olduğmu düşündüğüm ama evdeki televizyon sesine değer verecek kadar umursadığım bir yalnızlık..özlediklerim kalbimde,hayat sırtımdaki çuvalda..bacaklarım titreye titreye yürüyorum..ki hala hayatı düşündükçe aynı çiçekler açıyor içimde..herkesi anlıyorum..ve bu huzur aradığm tek yer olan en değerli varlığm evime en yakın zamanda bir hayvan almayı istiyorum, ki en azından sadece onu beslediğim ve sıcak bi yuva verdiğim için olsa bile beni olduğum gibi sevebilecek ve kendinden kabul edecek bir varlıkla ısınayım..hayat bu işte..
çok huzursuzum..arayışım beklentim isteğim sadece pembe mor rüyalar gibi..bir var olup bir yok olan gibi..içimde birşeyler var..birileri..somut yaşananlar..kurgu düşünceler var..hayatı düşüncesi bile kalbinde çiçekler açacak kadar severken neyin huzursuzluğu bu.. iyi ve beni seven bir ailem, kendi kendime yaşağım bir ilişkim,2.5 dan 3 etmeyen arkadaşlarım var..hayattaki kaygım diğer yaşıtlarım gibi eğlence bile değilken sadece evimken.büyük beklentiler yokken.neyin huzursuzluğu bu..neyin isyanı..bu nasıl bir şımarıklık..değil aslında..
ailemi özlüyorum..vakit gecirecek ne kadar zamanımız kaldığını bile bilmiyorum ama güç gösterisi için uzak duruyorum,üzülmesinler, bilmesinler bu kadar yenik ve yorgun olduğmu..
sevdiğimi düşündüğüm adamı özlüyorum..sadece farklı şehirlerde olmanın özlemi değil..ruhunu özlüyorum..beni ne kadar önemsediğini bile bilmiyorum..şimdilerde bunu düşünmüyorum da..inceldiği yerden kopabilir..belki de kopmuştur..ben kendi kendime yaşıyorum..bırakmışlığım farkındalığım olmadığı anlamına gelmez ki.."bu tavırlar benim canımı acıtıyor aslında..belli etmiyorum belki..ama kalbim acıyor ve sen o kadar kendinlesin ki görmüyorsun..nolur dürüstçe önemsemediğini söyle ve bu oyun olması gerektiği gibi bitsin..çünkü ben yapamıyorum..ben seni öylece içimde var ettm..sen istediğin için değil..kendim için..şimdi kopamıyorum..ilgisizliğin sevgisizliğin ve görmeyişin beni kahrediyor..yine susuyorum...biliyorum zor dönemler geçiriosun ben görüyorum ve hatta seninle yaşıyorum.ama hayatının parçası olmaya çok ama çok uzak bir yerde tutuosun beni.. ve hiçbir oyunun parçası olamayacak kadar yorgunum nolur anla beni ve aç gözlerini..farket benim senin yanı başında durduğumu ya da istemediğini söyle ve git"diyemiyorum..boğazımda düğümleniyor demiştim ya..cümleleri bırak kelimeler çıkmıyor..evet bende iyiyim diyebiliyorum ya da etrafımda dönen hayatla alakalı somut olumsuzluklardan bahsediyorum..ki artık onları da anlatmak istemiyorum..ben yaşarım içimde hem onu hem kendi hayatımı..ilişkiler bitebilir de..bir yenisi her zaman olabilir de..olmayabilir de.arandığı zaman bulunan bir kavram bu..ama kalbe karşı dürüst olmak lazım ki çentik derin olmasın...
2.5 dan 3 eden arkadaşlarımı da özlüyorum..neredeler bilmiyorum ama..kalbimi kalbinin üstüne koyup hissettiklerim onlar..kaç km ötedeler hesaplayamsam da hissediyorum varlıklarını..onlarda kendi hayat mücadelelerinde bi yerde kayıplar..anlayabiliyorum..görebiliyorum..önemli değil..hiç önemli değil..
hayat neydi..ben nerede duruyordum..neden bıraktım..neden bu yorgunluk..huzurum nerede..artık ben güçlüyüm rolünden uzaklaşmaya başlıyorum..yerli yersiz sadece bir tebessüm hakim hayata..psikolojik veya zekasal sorunlarım yok sakın yanlış anlama..ben sadece sen,o, bu,şu kadar yalnızım..aslında barışık olduğmu düşündüğüm ama evdeki televizyon sesine değer verecek kadar umursadığım bir yalnızlık..özlediklerim kalbimde,hayat sırtımdaki çuvalda..bacaklarım titreye titreye yürüyorum..ki hala hayatı düşündükçe aynı çiçekler açıyor içimde..herkesi anlıyorum..ve bu huzur aradığm tek yer olan en değerli varlığm evime en yakın zamanda bir hayvan almayı istiyorum, ki en azından sadece onu beslediğim ve sıcak bi yuva verdiğim için olsa bile beni olduğum gibi sevebilecek ve kendinden kabul edecek bir varlıkla ısınayım..hayat bu işte..
8 Şubat 2010 Pazartesi
kaçış.
kaçarsın..
bir zaman gelir..
bakmassın..
kararın saniyelerinle öpüştüyse zaten..
yine kanıyor ve acıyor...
3 ileri 5 geri..
olduğundan eksik kalmışsın..
her seferinde farklı bi çamur...
yarattığın heykeller..
bilinçsiz..
aslında ben suluboyalarımla mutluydum..
bir kolajın parçalarını tamamlayıp
aynı parçalarla kayboluyordum..
susup, anlaşılma hevesimi yutuyordum..
anlamlarım renklerde hayat bulup..
müzikle dile geliyordu..belki..
belki..
belki de inanmaya ihtiyacım vardı sadece..
inancın kolları anakucağı gibi..
sıcak..
bana ait..
kendini kandırdığının farkında olarak inanmak..
aptallık mı?
çok mu acizim sana göre..
bana ait olduğuna inandığım yalan bana ait olmadığını bildiğim sanrılarımla beden bulmuş..
sadece...
ben sadece mutlu olmak istedim..
anlık da olsa..
ben sadece huzur istedim..
anlatıcaklarım içime kaçtı..
şimdi susup başka bi yalan arıyorum..
ki kimseler gerçekten anlamasın..
kendi içimde dilim dolanmıyor artık..
içten içe yüksek sesle haykırabilirim..
ben sadece mutlu olmak istiyorum.
ama bunu da sadece ben biliyorum.
bir zaman gelir..
bakmassın..
kararın saniyelerinle öpüştüyse zaten..
yine kanıyor ve acıyor...
3 ileri 5 geri..
olduğundan eksik kalmışsın..
her seferinde farklı bi çamur...
yarattığın heykeller..
bilinçsiz..
aslında ben suluboyalarımla mutluydum..
bir kolajın parçalarını tamamlayıp
aynı parçalarla kayboluyordum..
susup, anlaşılma hevesimi yutuyordum..
anlamlarım renklerde hayat bulup..
müzikle dile geliyordu..belki..
belki..
belki de inanmaya ihtiyacım vardı sadece..
inancın kolları anakucağı gibi..
sıcak..
bana ait..
kendini kandırdığının farkında olarak inanmak..
aptallık mı?
çok mu acizim sana göre..
bana ait olduğuna inandığım yalan bana ait olmadığını bildiğim sanrılarımla beden bulmuş..
sadece...
ben sadece mutlu olmak istedim..
anlık da olsa..
ben sadece huzur istedim..
anlatıcaklarım içime kaçtı..
şimdi susup başka bi yalan arıyorum..
ki kimseler gerçekten anlamasın..
kendi içimde dilim dolanmıyor artık..
içten içe yüksek sesle haykırabilirim..
ben sadece mutlu olmak istiyorum.
ama bunu da sadece ben biliyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)