aramızda otuzikimilyonyediyüzaltmışsekizbin renk var.

29 Ocak 2009 Perşembe

thing.

her şey değişiyor..engel olamıyorum.

yapıcaklarım yapamayacaklarımın garantisi..

engel olamıyorum.

sessizliğimin hüznü..

sesimin heyecanı..

istemiyorum..

uzak dur.

ben yapamıyorum..

28 Ocak 2009 Çarşamba

aŞk.

ben bu filmi görmüştüm dediğim,

üzgünüm..ben yokum.

24 Ocak 2009 Cumartesi

huzur.

kağıt oynamanın güzelliği..

dostlar..

şirince şarabı..

gülücük..

hatta dengesizlik..

bulunmuş güzel bi sevgi..

en tazesinden..

fazla şeye sahibim.

23 Ocak 2009 Cuma

kinyas.

benim adım kinyas. ismimi kendime ben verdim. bitmeyen bir öfke ve mutsuzluğun ifadesi. bütün insanlara kızgınım. yaşadıkları için. hayattan midem bulanıyor... ateşle oynarım. yeterince benzin ve karşımda oturan adamın ceketinin iç cebindeki çakmakla dünyayı yakabilirim. benim adım neron. geceleri çaldığım arabalarla gezerim. tokyo'da doğdum. iki zenciye üç gram kokain karşılığında bileklerimi kestirdim. sabah uyandığımda okyanus beni yıkadı. benim adım steve mcqueen. bütün bildiklerimi kusarak hayatta kalıyorum. david bowie'yi rüyamda gördüm. sabah bir gözüm yoktu. benim adım kaygusuz abdal. tanrıdan vazgeçtim. ölmekten vazgeçtim. çünkü ölürsem ve yukarda beni ödül ve ceza sisteminin bekçileri bekliyorsa çok büyük kavgalar etmem gerekecekti. ölmek istemiyorum çünkü tanrıyı da öldürürüm diye korkuyorum. ve böyle bir vefata benden başka kimse dayanamaz. hayatımı diktiler. oysa ben yırtmak için çok uğraşmıştım. benim adım deacn moriarty. 140'ı geçince direksiyonun üstüne yattım. beş bin film seyrettim. her şeyin farkına vardım. farkına varılacak bir şey kalmayınca sıradaki hayat gelsin dedim. ne gelen var ne de giden sadece kinyas ve ben.. kendimi tanıyamadım. zamanım olmadı. binlerce dilim pizza yedim. pepperonili ve siyah zeytinli. benim adım houdini, ayak basmadığım yer kalmadı. kalan varsa onları da amuda kalkar geçerim! şiir yazdım. tam üç tane. birini rendeleyip makarna sosuma kattım. diğerini yakıp küllerini kum saatine koydum. zaman kazandım böylece. sonuncusunu ise şimdi yazdım. işte geliyor:

sözlerimin sonunu duymadığın zaman.
cümlelerimin sonunu duymadığın zman.
değiştiriyorum son kelimelerimi.
değiştiriyorum sonumu.

..................................

biraz önce kayra'nın sesini duydum. başlamıştır rüyalarını saymaya. onun da ölmesini engelleyenler, işte o rüyalar. uyku, hissederek yapabildiği son iş. elinde kalan son huzur. rüyaları ise yeryüzünde bir türlü arayıp da bulamadığı evi. 

ama o, ev fikriyle kendini rahatlatırdı. yolculuğu, gecesi ne kadar kötü geçerse geçsin dönebileceği ve hiçbir şey olmamış gibi kendisini bekleyen bir evin olması, hayatındaki bütün tehlikeli işleri yapabilmesini sağlıyordu... 

ama bir gün, çok kötü bir şey oldu. yazdığı kitabı yeni bitirmişti. evet, kayra çok iyi bir yazar olabilirdi. eğer bu kadar nefret etmeseydi mürekkepten ve bu kadar uyumasaydı..

İşte tam bu nedenlerle Hakan Gündaya teşekkürleri bi borç biliyorm ve borcuma sadığım.

22 Ocak 2009 Perşembe

denek.

sen saate bak..ben nefesimi tutuyorum..

hazır mısn?

3

2

1

.......................

outLoud.

bulut tozu serptim hayallerin üzerine..

çok uzaksın..uzaklığında souk rüzgarlar..

tozlarım uçuşuyor..esme nolur..

ısrarlıysan da bikaç damla yağmur ver bana..

ben yıkarım onlarla tüm tozları..

istersen tüm hayallerimi de veririm sana..

dudaklarımdan dudaklarına gecer tüm umutlar..

ben yenilerini yaratırım yeniden dudaklarını tadabilmek için..

beklentimde tutkular koşuşur..

sessiz nefesler alırım..

günahsız özlemler yaratırım..

avuçlarım da senin olsun hatta..

sen yeter ki...

yetmese de önemli değil.

kayısısuyu.

değişiyor..mekanlar, yüzler, tatlar..

eskiden nefret ettiğin kayısısuyunu bi anda özleyebiliosun..eskiden şeftalisuyu varken "kim içer ki bu irenç şeyi" dediğini yıllar sonra marketçinin  yüzüne biraz utanarak biraz sıkılarak bakıp, "bir tane kayısı suyu alabilir miyim?"e döndürüosun..marketçinin ifadesizliğinden en ağır suçu işlemişcesine yorumlar yaratıosun..

zamanlar geçiyor..saatler, günler, yıllar..hayatlar geçiyor yanıbaşımdan...tanımadığım,tanımak istediğim..isteyeceğm..yüzleri değişiyor..gülüşleri-üzüntüleri..sabit kalmıyor hiç bir şey..değersizleri değerli kılabiliyorsun çok düşünmeden..ya da tam tersi..ihtiaçlar değişiyor..kendi ihtiyaç çarkının dişlisine uyacak bi başka çarkın dişini arıosun..bulduğun zaman uyumluysa mükemmel..ya bulamazsan..ya da ihtiacın değişirse..gün gelip kayısı suyunu özlersen..

şu an son yudumu alıyorum..aslen sevmediğm tadı kanasıya içmenin verdiği rahatsızlığı giyindim.yarın ne hissediceğimi bilmiyorum..çünkü zamanlar değişiyor ve ben sabit kalamıyorum.

çabalıyorum ama yapamıyorum.

dua.

tanrım lütfen bana serzenişte bulunmasın kimse ya da trip..çekemiyorum.

kaldıramıyorum..öldüresim gelior..en azından çok ağır küfürler edip suratına bi tane patlatmak isteğiyle yanıp tutuşuorum.yapamıorm.sessiz kalıorm.gülüorm. sonra midemde garip bi yanma hissediyorum. kusamıyorum da..bi tane mide ilacıyla geçiyor tüm kinim.komik..

tanrım beni mide ilaçlarına bağımlı hale getirmesinler nolur..

bağımlılıklar hiç tarzım değil biliosun.

amin.

...

evimden hiç çıkmadan günlerce aylarca vakit geçirebilirmişim gbi..arada deneysel yemekler yapıp, sabahın 5inde temizlik yapasım gelebilmeli..acı olan şu ki buna bazı cevreler depresyon belirtisi diyor..hayır arkadaş ben sadece evimi seviorm diye söyleniyorum onlara..suratlarına değil belki ama içimden söyleniyorum..içten içe bunu anlayabilecek çok fazla insanın yaşamadığını biliorum.

hayır ben hiç bir şey yapmak istemiyorum.

evim-güzel müziğm-boya kalemlerim ve oyun hamurlarım yeterli..bencil olduğum zamanlarda bir de minik bebek istiyorum.

çok fazla beklentisi olmamak ruhsal rahatsızlık olarak adlandırılmamalı..karşıyım. ben insanlara karışıyo muyum?sen yatlar, katlar, büyük aşklar, güzel arabalar istiyosun diye yargılıyo muyum? sabit durup elinde olan şeylerle mutlu olan benken aynı zamanda rahatsız olarak adlandırılan neden yine ben oluorm?fazlasıyla ironik.

herkes kendiyle ilgilensin.ben bana yetiyorum ve hepinizin özlemle baktığı huzurum var..sizden az veya fazla doyumsuz olduğm hayallerim de..

bugün de hiç bir şey yapmadan evde durmak istiyorum.

20 Ocak 2009 Salı

kışlıomlet.

canım sıkılıyor..

canım üşüyor..

canım titriyor..

ama canım acımıyor.

canımda sadece kış mevsimi hakim..

unutulmuş, yitik bir kış.

biraz da umursamaz..

vurdumduymaz.

evet gerçekten de canıma vuruyorum duymuyor.

zaten bağırdığında da duyulmuyor.

canımın baharılı beklenen melodisi..

canımın düşlediği, istediği..

üzerine peritozu serpilmiş reçel kavanozum..

ne yazıktır ki benim ellerim güçlü değil..

canım sıkılıyor.

.

satır aralarını okuyacak kadar büyümemiş olmayı dilerdim.sanırım.

şehirella.

hep şehir ve ülke değiştiriorm..nedenlerim kimine göre karmaşık bence basit. 
hep kayboluorm..elimde harita da olmasa bir defa geçtiğim yerden yeniden geçerken "aa burası ne güzelmiş daha önce hiç görmemiştim"diyebilirm.dedim. 
yeni şehirler yeni binalar tanıyorum..bazen sadece binalara aşık oluorm ve bazen şehrin kendisine.. 

ama her seferinde defterimin yeni güzel sayfasını açıyorum.alışılmış korkular..çiçeksiz kalmama neden olanlardan.. 

tabi çekirge önce 1 ve sonra 2..ama 3? son seferinde gerçekten aşık oldum..bazı binaların önünde gözlerm bile doldu..taşlarına dokundum..denizini seyrettim saatlerce..dedim ki..ben burada yaşamalıyım.buraya ait olmalıyım..belki bi süre.. 

ve şimdi burdaym..hiç bi yerde korkmadığm kadar korkuorm..insanları bi garip..aynı dili konuşup farklı bakıolar..bakışları içlerindekinden çok farklı..bakışlarının arkasını göremiyosun..mutlu olmamak için çabalıolarmış gibi bazen..ama hep ego savaşı..bi çeşit aldım verdm ben seni yendim oyunu..kendileri de dahil olmak üzere herkesle oynuolar..işte bu insanlar asla beceremezler basit şeylerde kendilerini huzuru mutluluğu bulmayı..çünkü görmüyolar bile.. 

her şeye rağmen henüz "istanbul"a olan aşkımı bitirecek kadar tüketmeme neden olamadılar.belki bi gün..

şimdilik sadece burdaym.yaşıyorum.

güzel1gün.

bugün manevi kardeşimin doğumgünü..

keşke doğumunu görseydim dediğimin..hayata ilk gülen gözleriyle bakışını..ilk heyecanını-telaşını..ilk kelimesini değil belki ama ilk uzun cümlesini..ya da ilk seni seviorumunu..21yılının her anında yanında olamazdım elbet ama yanında olduğumu olacağımı ta en başından bilirdi..

biraz geç kaldığımı düşünüyorum bazen..ama ilk aşık oluşunu, ilkbüyük depresyonunu, ilk işgününü, ilk hayat mücadelesini göremeyecek kadar da gec değil sanırım..

insanlar insanların hayatından aceleci bi hızla geçip gidebilir ya da sadece kaplumbağa hızıyla..ancak bazıları ilk günden ikametgahını senin kalbine kazır..

seni içten-gerçek-samimi bir sevgiyle..olduğun gibi..sen olduğun için seviorm canım kardeşim.var olduğum sürece yanındayım.

gerçekten iyi ki doğdun.

18 Ocak 2009 Pazar

2good2betrue.

Bir varmış bir yokmuş diye başlar her masal.güzel prensesle güçlü prens başrol oyuncuları..mutlu sonları en baştan garantilenmiş.söylenen sözcükler neyse o şeffaf dünyalarında..altında yok düşünce baloncukları..kaygı-korku..prenses sadece güzel, presse yenilmez..mükemmel olacak kadar basit.
aynı basitliği yaşamak arzusu var aslen herkesin.hayalleri..
Sırf bu nedenle hikayelerimin hepsini bir varmış ve bir yokmuş olarak başlatıyorum bir süredir..tek ihtiacım olan biraz yaratıcılık diyorum..sonra mutlu son garanti...ama güzellikle yenilmezlik arasında bir yerde hatalar yapıorum sanırım.çünkü gerçekten de önce var olup sonra yok oluyorum. 

Gökten henüz hiç bir elma düştüğünü de görmedm.

figment.

ben bir düş kırıntısıyım..

sense aklımı karıştırıyorsun.

her zaman gülümsemeni görmek güzeldi.

tutkulu..

"sen" ile başlayan hatam hiç olmadı.

"sensiz" keşkelerim belki..

kal dersem kalamazsın..

yan dersen yanamam..

gücenmek yok..

alınacak beklentiler listesi.

huzurum paylaşabilceğim kadar çok olsaydı keşke..aşk gbi, huzur da paylaştıkça çoğalmıyor.. kimsenin çemberine girmek istemiorum bu nedenle..kimse de bana bulaşmasın..total yalnızlık inancım da yok..yanlış anlaşılıyorum..yanlış anlaşıyorum..bazen sırf bu nedenle cümle bile kurmuyorum..gözlerimden cümlelerimi okuyanlarsa bir elin 5 parmağını geçmiyor..sakinlik bekliorum ancak garip bir telaşım var nedenini anlamadığm..en komik olansa içsel tartışmalarımdan hep ben galip çıkıorum..senin anlamadığın ben sadece, gerçekten sadece bir çocuğu mutlu etmek istiyorum ve buna kendimden başladım..istediğim aslında çok değil.

nedensiz.

yürüyüşe çıktım. kulağımda melodiler. boşluklarımı boyayan. aşina olduğum bir yabancı. 
en asil partnerimse yağmur.saf ve şefkatli.ama en çok yumuşak..yürürken düşündüren cinsten.
yürüdüm gözlerim bulutlarda..çıkmaz yollara bakmadm bile.hayaller kurdum..şekillendirdim..sildim ve yeniden yazdım..çizdim ve yeniden boyadım.

çiçeklerim olsa dedim içimden..rengarenk..uğraşsam onlarla.. 
konuşsam..su versem..sevsem.. 
hem renklerini sevsem..hem dinlemesini..hem hayat buluşunu..yeni çiçeklerini görsem.. 
yapraklarını da severim.. 

hem çiçekleri hem de yaprakları..bütün olsa.. bana ait.......

kapının çalınıp getirilen çörekleri görememek kadar çiçeksizim aslında.. 

başlangıç.

Büyüorum..bilinçsizleşme telaşımla..farkındalık noktasını kestiremiyorum ama..sonuçta sadece 2noktalar ve parantezler benim..küçük heyecanlarım, büyük sabırsızlıklarım var..öğreneceksin..bazen kendimden bahsetmek isticem sana ve bazen sadece saçmalamak..buna alışmak zorunda değilsin tabi..gereksiz çünkü..zorundalıkları terketmeyi öğreneli uzun zaman oldu..ben sadece yazıcam ve sen sadece okuyacaksın.. kendi gerçekliğinde yaşayan bir hayalim.hiç bir şizofreninin ürünü değil. bu bize ait gerçeklik.ben tüm yazdıklarımı silene kadar kelimelerim senin..devrik ve eksik betimlemeler benim.ben mavi sen siyah..özetle hoşgeldin hayatıma.tanıma çabanı önemsiyorum.aidiyetsiz olduğum kadar artniyetsizim.