aramızda otuzikimilyonyediyüzaltmışsekizbin renk var.

19 Eylül 2011 Pazartesi

nıt

neye, kime, nasıl inanacağını,güveneceğini sorgulamak bile saçmayken, sorgulayabilmenin önem kazandığı zamanlardan yazıyorum sizlere..total güven içgüdüsel bir şey değil aslında, sonradan kazanılan ve öğrenilmesi "gerekli mi?" tartışılan bir yetenek..
tehlikeyi sezdiğin anda kendini korumaya çalışman insan hayvanının(diğer hayvanlarda olduğu gibi) en doğal özelliği aslında...yani bu durumda bi kimsenin/bi şeyin sana zarar vereceğini anladığın anda ,ama bir umut diyip, güvenmek yapılacak en büyük salaklık olarak çıkıyor karşımıza..peki biz ne yapıyoruz??? incindikce bu sefer herşeye 1-0 yenik başlıyoruz..başka bir insan hayvanı benim bir parçamı kopartıp gitmişti, neden bu seferki diğerinden değişik davransındı ki..böyle gittikçe aslında "insan" olandan uzaklaşıyoruz..daha da yalnız..daha da kendimizle kalıyoruz..hatta kendimize güvenimizi bile tarihin içli sayfaları arasında bir yerde bırakıyoruz..
yani özetle sizlere yalnızlığın, kimsesizliğin bir kural olduğu zamanlardan yazıyorum sevgili okur..

Hiç yorum yok: