aramızda otuzikimilyonyediyüzaltmışsekizbin renk var.

10 Ekim 2011 Pazartesi

110 numaralı kapıda bekliyor olacağım..

o filmlerden öğrendiklerimiz neydi ki..hani romantik komedi olanlardan..hani şu içinde uçak sahnesi barındıran türden..kızın farklı bir ülkeye/şehre gidecekken erkeğin son anda türlü zorluklarla yetişip kızı gitmekten vazgeçirdiği o meşhur sahne..hayatınızda kaçınız buna yakın bir şey yaşadınız? biz hep kendimizi o kızın yerine koyup inançla bekliyoruz, biri de bizim için güvenlikleri atlatarak peşimizden koşup, gitme desin diye..ve sonsuza kadar mutlu yaşayalım..
tamamen ütopik...en fazla mesaj atarlar telefona..böyle bir mesaj aldıysanız eğer ütopik olana en yakın gerçeklikde duruyorsunuz..

mutlu aşk yoktur..


evet üzülerek söylüyorum ki..ne yazık ki noel baba diye bir şey yok ve hiç bir zaman da gerçek olmadı..

19 Eylül 2011 Pazartesi

nıt

neye, kime, nasıl inanacağını,güveneceğini sorgulamak bile saçmayken, sorgulayabilmenin önem kazandığı zamanlardan yazıyorum sizlere..total güven içgüdüsel bir şey değil aslında, sonradan kazanılan ve öğrenilmesi "gerekli mi?" tartışılan bir yetenek..
tehlikeyi sezdiğin anda kendini korumaya çalışman insan hayvanının(diğer hayvanlarda olduğu gibi) en doğal özelliği aslında...yani bu durumda bi kimsenin/bi şeyin sana zarar vereceğini anladığın anda ,ama bir umut diyip, güvenmek yapılacak en büyük salaklık olarak çıkıyor karşımıza..peki biz ne yapıyoruz??? incindikce bu sefer herşeye 1-0 yenik başlıyoruz..başka bir insan hayvanı benim bir parçamı kopartıp gitmişti, neden bu seferki diğerinden değişik davransındı ki..böyle gittikçe aslında "insan" olandan uzaklaşıyoruz..daha da yalnız..daha da kendimizle kalıyoruz..hatta kendimize güvenimizi bile tarihin içli sayfaları arasında bir yerde bırakıyoruz..
yani özetle sizlere yalnızlığın, kimsesizliğin bir kural olduğu zamanlardan yazıyorum sevgili okur..

28 Aralık 2010 Salı

bir şeyler söylemek geldi içimden..

hayat neydi ki..neyi unuttum..bi yerlerde düşünsel gerçeklik ile somut olan arasında çelişiyorum..yazmaya başladım şimdi ya..dökmem lazım kalbimdeki taşları..o dökülmeyen kaskatı kesilmiş olanları..kaybettiğim bir yanım olabilir..ya da hiç var olmamış olabilir..var olanların varlıklarını bile göremeyecek konumdayım..ben ki belki biraz patavatsızca tüm gerçekleri,tüm duyguları, olanı,yaşadığımı,gördüğümü insanların önüne "ben biliyorsam sır olamaz" mantığıyla seren ben şimdilerde boğazıma düğümlenmişlerle uğraşıyorum..korkudandır diyor içimdeki ses..kaybetme korkusu..hani yalnızlıkla barışıktım..hani atıp tutuodum ona buna sana..hayat zaten yalnız yaşanan bir şey değil miydi..o zaman neden bu korku..haspsolmuşluk hissi..neden terkedilmekten ya da tam tersine terketmekten korkuyorum..neye muhtacım ki..zamanı gelen giderdi..son kullanma tarihi meseleseydi..bazen ölümle bazen 1 saniyede bitebilirdi her ilişki..kolaydı çok..önemli olan kalp kırmamaktı, incitmemekti..üzmemekti..peki ben şimdi neye yanıyorum niye acıyorum..ne terkeden ne de terkedilen mevcut..önceki terkler mi meselem..ölümler belki biraz..gerisi sadece çocuk hikayeleri kadar gerçek...hayat buydu işte..değilmiş..aydınlanmamı tamamlayamamışm..çözemiyorum..neden cümleler bogazımda kalıyor..neden sadece bıraktım gelişine..ölümü beklemek gibi..terginlik yaratmasın bu sende ey okuyan..minimalize de edebilirim bu söylemi..hergün uykuya dalmadan önceki o anı beklemek gibi..
çok huzursuzum..arayışım beklentim isteğim sadece pembe mor rüyalar gibi..bir var olup bir yok olan gibi..içimde birşeyler var..birileri..somut yaşananlar..kurgu düşünceler var..hayatı düşüncesi bile kalbinde çiçekler açacak kadar severken neyin huzursuzluğu bu.. iyi ve beni seven bir ailem, kendi kendime yaşağım bir ilişkim,2.5 dan 3 etmeyen arkadaşlarım var..hayattaki kaygım diğer yaşıtlarım gibi eğlence bile değilken sadece evimken.büyük beklentiler yokken.neyin huzursuzluğu bu..neyin isyanı..bu nasıl bir şımarıklık..değil aslında..

ailemi özlüyorum..vakit gecirecek ne kadar zamanımız kaldığını bile bilmiyorum ama güç gösterisi için uzak duruyorum,üzülmesinler, bilmesinler bu kadar yenik ve yorgun olduğmu..
sevdiğimi düşündüğüm adamı özlüyorum..sadece farklı şehirlerde olmanın özlemi değil..ruhunu özlüyorum..beni ne kadar önemsediğini bile bilmiyorum..şimdilerde bunu düşünmüyorum da..inceldiği yerden kopabilir..belki de kopmuştur..ben kendi kendime yaşıyorum..bırakmışlığım farkındalığım olmadığı anlamına gelmez ki.."bu tavırlar benim canımı acıtıyor aslında..belli etmiyorum belki..ama kalbim acıyor ve sen o kadar kendinlesin ki görmüyorsun..nolur dürüstçe önemsemediğini söyle ve bu oyun olması gerektiği gibi bitsin..çünkü ben yapamıyorum..ben seni öylece içimde var ettm..sen istediğin için değil..kendim için..şimdi kopamıyorum..ilgisizliğin sevgisizliğin ve görmeyişin beni kahrediyor..yine susuyorum...biliyorum zor dönemler geçiriosun ben görüyorum ve hatta seninle yaşıyorum.ama hayatının parçası olmaya çok ama çok uzak bir yerde tutuosun beni.. ve hiçbir oyunun parçası olamayacak kadar yorgunum nolur anla beni ve aç gözlerini..farket benim senin yanı başında durduğumu ya da istemediğini söyle ve git"diyemiyorum..boğazımda düğümleniyor demiştim ya..cümleleri bırak kelimeler çıkmıyor..evet bende iyiyim diyebiliyorum ya da etrafımda dönen hayatla alakalı somut olumsuzluklardan bahsediyorum..ki artık onları da anlatmak istemiyorum..ben yaşarım içimde hem onu hem kendi hayatımı..ilişkiler bitebilir de..bir yenisi her zaman olabilir de..olmayabilir de.arandığı zaman bulunan bir kavram bu..ama kalbe karşı dürüst olmak lazım ki çentik derin olmasın...
2.5 dan 3 eden arkadaşlarımı da özlüyorum..neredeler bilmiyorum ama..kalbimi kalbinin üstüne koyup hissettiklerim onlar..kaç km ötedeler hesaplayamsam da hissediyorum varlıklarını..onlarda kendi hayat mücadelelerinde bi yerde kayıplar..anlayabiliyorum..görebiliyorum..önemli değil..hiç önemli değil..
hayat neydi..ben nerede duruyordum..neden bıraktım..neden bu yorgunluk..huzurum nerede..artık ben güçlüyüm rolünden uzaklaşmaya başlıyorum..yerli yersiz sadece bir tebessüm hakim hayata..psikolojik veya zekasal sorunlarım yok sakın yanlış anlama..ben sadece sen,o, bu,şu kadar yalnızım..aslında barışık olduğmu düşündüğüm ama evdeki televizyon sesine değer verecek kadar umursadığım bir yalnızlık..özlediklerim kalbimde,hayat sırtımdaki çuvalda..bacaklarım titreye titreye yürüyorum..ki hala hayatı düşündükçe aynı çiçekler açıyor içimde..herkesi anlıyorum..ve bu huzur aradığm tek yer olan en değerli varlığm evime en yakın zamanda bir hayvan almayı istiyorum, ki en azından sadece onu beslediğim ve sıcak bi yuva verdiğim için olsa bile beni olduğum gibi sevebilecek ve kendinden kabul edecek bir varlıkla ısınayım..hayat bu işte..

8 Şubat 2010 Pazartesi

kaçış.

kaçarsın..
bir zaman gelir..
bakmassın..
kararın saniyelerinle öpüştüyse zaten..
yine kanıyor ve acıyor...
3 ileri 5 geri..
olduğundan eksik kalmışsın..
her seferinde farklı bi çamur...
yarattığın heykeller..
bilinçsiz..


aslında ben suluboyalarımla mutluydum..
bir kolajın parçalarını tamamlayıp
aynı parçalarla kayboluyordum..
susup, anlaşılma hevesimi yutuyordum..
anlamlarım renklerde hayat bulup..
müzikle dile geliyordu..belki..
belki..

belki de inanmaya ihtiyacım vardı sadece..
inancın kolları anakucağı gibi..
sıcak..
bana ait..
kendini kandırdığının farkında olarak inanmak..
aptallık mı?
çok mu acizim sana göre..
bana ait olduğuna inandığım yalan bana ait olmadığını bildiğim sanrılarımla beden bulmuş..
sadece...

ben sadece mutlu olmak istedim..
anlık da olsa..
ben sadece huzur istedim..

anlatıcaklarım içime kaçtı..
şimdi susup başka bi yalan arıyorum..
ki kimseler gerçekten anlamasın..

kendi içimde dilim dolanmıyor artık..
içten içe yüksek sesle haykırabilirim..
ben sadece mutlu olmak istiyorum.
ama bunu da sadece ben biliyorum.

16 Ekim 2009 Cuma

senfoni..

Cette nuit, intenable insomnie
La folie me guette
Je suis ce que je fuis

Je subis cette cacophonie
Qui me scie la tête
Assommante harmonie

Elle me dit, tu paieras tus délits
Quoi qu'il advienne
On traîne ses chaînes
Ses peines

L'ennemi tapi dans mon esprit
Fête mes défaites
Sans répit, me défie

Je renie la fatal hérésie
Qui ronge mon être
Je veux renaître
Renaitre

Pleurent les violons de ma vie
La violence de mas envies
Siphonnée symphonie

Déconcertans concerto
Je joue sans toucher le do
Mon tallent sonne faux

Je noie mon ennui dans la mélomanie
Je tue mes phobies dans la désharmonie

Je voue mes nuits
À l'Assasymphonie
Aux requiems
Tuant par dépit ce que je sème
Je voue mes nuits
À l'Assasymphonie
Et aux blasphèmes
J'avoue je maudis tout ceux qui s'aiment

one day goodbye will be farewell by morrissey

hızlandı uçurtma rüzgara karşı..tüm martıların yanından hızlıca geçti..durmadan..meraba dediler, ama o sadece ve sadece gülümsedi..biraz dur dediler sanmıyorum dedi..ne kadar hızlı uçarsa o kadar hissetmeyecekti, ne kadar azıyla konuşursa o kadar az incinecekti..özellikle rüzgara karşı uçuyordu hemde..böylece arada yorulup durduğu zamanda insanların tonlarca içki içmiş haline dönüyordu..yalpalıyordu..gülüyordu..en önemlisi düşünmüyordu..

ve bir gece yine yoruldu..gülüyordu ama hep..anlatıyordu gördüklerini diğer uçurtmalara..bağlı olanlara..onlarda eğleniyordu..ama köşede onun anlattıklarını dinleyen gizli 2kulak misafiri olduğnu bilmiyordu elbette..2martı..onlarda kendi aralarında konuşuyorlardı..biri gagasıyla işaret etti..

gördü uçurtma..rüzgarın verdiği cesaretle gitti yanına..sen dedi..sen beni işaret ettin..neden?
çünkü çok güzel gülüyordun dedi martı..
bu bir bahane olamaz dedi uçurtma..
morrissey sever misin diye sordu martı..
taparm..ingiltereyi sever misin..
taparm..ne kadar cesursun..
hayır cesur değilim aslında..tam tersine çok korkuyorum..benimle gelsene..
bilio musun bugün çocuğumu bir araba ezdi dedi martı..

işte ilk kez o zaman gözlerinin içine baktı uçurtma martının..işte ilk kez o zaman morrissey çaldı arka tarafta..2damla gözyaşı süzüldü hatta..ama belli etmedi..benimle gel dedi..
kanadımı tut dedi martı..bırakma sakın tamam mı..
ve sonraki 12 saat birbirlerine bağlı durdular,hiç uyumadan..gözlerinin arkasına baktılar..
söz ver dedi uçurtma bu bağı çözmiceksin asla..
söz veriyorum dedi..tüm kalbimle söz veriyorum..
o sırada hala morrisey çalıodu..

ve sonra müzik durdu..martı uykuya daldı.. uçurtmaysa onu son kez öpüp yoluna devam etti..martının kendini bulmasını umut ederek..
artık hızlı uçamıyor..ve arada bir bi kalp atışı duyuyor..o kadar..ama hala bekliyor..belki bir gün..